Thursday, December 24, 2009

2016 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası adaylığımız ve stad zeminleri..

Biliyorum, konu biraz “At şeyindeki bit” kıvamında. Yani kocaaaa bir konunun küçücük bir bölümü. Ancak ben, bu örnekten yola çıkarak önümüzdeki yolun ne kadar uzun ve zorlu olduğunu gözümüzde canlandırmaya çalışacağım.

Evet, başarısız 2008 (Yunanistan ile ortak başvuru) ve 2012 denemelerinden sonra 2016 şampiyonasını düzenlemek için aday olan 3 ülkeden biriyiz (Diğerleri İtalya ve Fransa). Başvurumuzun dış görünüşü fena değil (burada), ancak şampiyonayı düzenleyecek ülkenin belli olmasına 5 ay kala detaylar hala belli değil (Şubat 2010’da belli olacaklarmış). Yani anlayacağınız, klasik bir Türkiye tablosu: Güzel sunulmuş bir hediye kutusu ancak kutudan ne çıkacağıyla ilgili en ufak bir fikriniz yok.

Geçen gün diğer adayların durumuna bir göz attım (bkz. Wikipedia). Doğal olarak, içlerinde stadyum eksiği en fazla olan ülke biziz. Ulaşım gibi diğer altyapı eksikliklerinden hiç bahsetmeyelim zaten. Neyse efendim, elalem var olan stadlarına renovasyon çekme planları yaparken biz tam tamına 8 yeni stad yapmaya koyulacakmışız...

Tüm bunları okurken bir yandan da Fenerbahçe-Altay maçını izliyordum ama açık söylemek gerekirse gözüm wikipedia ile Şükrü Saraçoğlu’nun berbat zemini arasında gidip geliyordu.

Şimdi abiler, bizim son senelerde biri sıfırdan yapılan, diğeri de hemen hemen tamamen yenilenen 2 (büyük) futbol stadımız var: Saraçoğlu ve Kayseri Kadir Has Stadyumu. Saraçoğlu son senelerde, Kadir Has ise açıldığı günden beri zemin konusunda sıkıntılı (Resimler bu iki stada ait). Hatırlarsınız, Kayseri’de oynanan Estonya milli maçından sonra Fatih Terim’in de zemin ile ilgili sert serzenişleri olmuştu (sanki Terim’in herhangi bir konuda yumuşak bir yorumu varmış gibi..)

Fenerbahçe örneğinden yola çıkarak ulaşılabilecek “Yahu kardeşim, bu derece yerden pasa dayalı oyun oynamaya çalışan bir takımın yöneticileri nasıl olur da kendi stadyumlarının zemininin bu halde olmasına göz yumarlar” gibi detayları bir kenara bırakın, insan “Bir futbol stadyumundaki en önemli unsurlardan çim zemini 2 senedir 2 haftada bir maça dayanabilecek düzeye getiremeyen organizasyonlar 6 senede 8 tane yeni stadı nasıl tamamlayacak?” diye düşünmeden edemiyor. Tabii aynı soruyu “Bilmem kaç(?) senedir bir Seyrantepe stadyumunu bitiremeyen organizasyon 6 senede 8 tane yeni stadı nasıl tamamlayacak?” diye de sorabiliriz. Cevap değişmez: “Bi şekilde!?!”

Eh tabii.. Futbol hakkında önemsediği detaylar “o penaltı, bu ofsayt, şurada su atıldı, burada bıçak çekildi, şu küfür etti, o tükürdü, bu hakem satılmış” dan ibaret olan bir ülke için çok da şaşırtıcı işler değil bunlar.

Olur da kazayla şampiyonayı alırsak yaşanacakları hepimiz tahmin edebiliyoruz aslında: Şampiyonaya kısa süre kala UEFA bize bir ayar verecek, biz de son dakika kasışlarıyla günü kurtaran çözümler üreteceğiz,sonra da “ne müthiş organizasyon! Demek ki isteyince oluyor!” şeklinde yorumlarla kendi kendimize atıp tutacağız.

“Sonra?” mı? 2016-2017 sezonunun ilk haftasında Erman efendi yine çıkacak, futbolig tv’nin o seneki icadı “hıyaro” ile tespit edilmiş pozisyonlara “Ahmet 3.52 cm ofsayt, yani ‘çük farkıyla’ (uygun el hareketini de ekleyerek) Şansal hocam”, “Mehmet’in sol ayağı Hasan’ın sağ ta..ağını teğet geçmiş, yani bariz penaltı” vs. diyecek.

Demem odur ki: Hadi şampiyonayı aldık, stadları yaptık.. e hadi ulaşımı ve konaklamayı da “bir şekilde” çözdük.. Maçlara 1 hafta kala tüm stadlara Hollanda’dan çim getirdik.. “Bak UEFA’cı amcalar kızıyor” diye seyircilerimizi de sahaya birşey atmamaları konusunda uyardık (Yerel maçlarda atsınlar, problem değil..). Yani görüntüyü kurtardık..

..Peki UEFA’cı amcalar şampiyona sonrası pılı-pırtılarını toparlayıp gittikten sonra, yani bizbize kaldıktan sonra nelerden bahsediyor olacağız? Erman hoca’nın “Fırıncı kürekleri”nden mi? Yoksa okul-spor kulübü ilişkileri, sporcuların fiziksel-zihinsel eğitimi, klüplerin altyapılarındaki sorunlar, İstanbul-Ankara-İzmir haricindeki illerimizdeki çim sahalarımızın sayısı ve durumları gibi futbolumuzun gerçek problemlerinden mi?..

İşte bütün mesele budur..

1 comment:

Unknown said...

italya ve fransa bu turnuvayi daha once ikiser kez duzenlemisler. bu 2016 turnuvasi oylamasinda bizim tercih edilmemiz acisindan onemli bir faktor olabilir. ama onerdigimiz 10 stadin 7'sinin yeni yapilacak olmasi (buna seyrantepe dahil) oldukca dusundurucu ve oy verenlerin bu nedenle cekincesi olabilir.

benim anlamadigim neden ruzgar nedeniyle futbol icin elverissiz bir saha/stadyum oldugu gun gibi ortada olan Ataturk Olimpiyat stadinin ustunun kapatilmasina para harcanmasinin tercih edilmis olmasi ve Sukru Saracoglu'nun listenin disinda birakilmasi! sanki "baktik kapatamiycaz Kadikoy'u ekleyiveririz listeye" mantigi var isin icinde gibi geliyor bana...

bir diger konu da ankaraya neden 70bin kisilik stadyum yapilmak isteniyor olmasi. Euro 2008'de maclarin oynandigi 8 stadyuma bakinca 6 tanesinin kapasitesinin 30-32 bin arasinda oldugunu birinin 42bin, birinin de 53bin oldugunu goruyorum. kisacasi kocaman stadyumlar yapma vaadiyle goz boyamanin yanlis bir dusunce oldugu kanaatindeyim. Hele hele bu turnuva sonrasinda o stadyumu dolduracak takimlari olmayan
Ankara'ya 35bin kisilik bir stadyum yapilacakken 70bin kisilik bir stada para harcanmasi kadar sacma bir dusunce olamaz bence...

bu gereksiz para harcama taktiklerimizin tutmasi sasirtici olur elbette. ama italyanin 2012 icin en yuksek oyla finale kaldigini ve ardindan gecen sene catania'da cikan olaylar sonrasinda sansini kacirdigini unutmamak lazim. 2016'da italyanin 26 yil aradan sonra ilk kez ev sahibi olmasina ve turnuvayi ilk kez 3. kez duzenleyen ulke olmasina sasirmamali...

bariscim zemin konusuna hic girmedim farkettiysen, cok haklisin cunku!